Avatar

🇹🇷 🇬🇧

Doğukan Sahil

Antalya / Konya

Genetics and Bioengineering BEng. Biomedical Engineering M.Sc. Student.
#multidisciplinary



Koronavirüs, Maymun çiçeği virüsü ve sıradaki? - Semih Tareen

Röportaj · 29 / 03 / 2024 · 5 dk · 4 · 61

Bu röportaj 07.11.2022 tarihinde miyelin.com (Doğukan Sahil) adına Semih Tareen ile gerçekleştirilmiştir.

Sayın Semih Tareen; Merhaba, aslında Türkiye doğumlu film müziği bestecisi ve renkli kişiliğiniz ile sosyal medyadaki varlığınızın dışında bir viroloji uzmanısınız. Özellikle COVID-19 pandemisinin başladığı dönemde bilgilendirici paylaşım ve röportajlarınızla adınızdan söz ettirdiniz.

DSÖ’nün pandeminin sonlarına geldiğimizi açıkladığı bu dönemden bakınca, pandeminin başladığı dönem bilgi kirliliği ve aşı karşıtlığı gibi konular hakkında düşünüyorsunuz? Sizce insanlık SARS-CoV-2 virüsünü hafife mi aldı yoksa fazla ciddiye mi aldı?

Semih Tareen: Şimdi bu, sosyal medyanın ilk kez pandemi ile karşılaştığı dönem olarak adlandırılabilir; ben genellikle bunu söylerim. Neden mi? Çünkü daha önce de pandemiler yaşandı. Özellikle, haberlere konu olan salgınlar oldu; ancak, pardon, düzeltiyorum, bütün dünyanın etkilendiği bir pandemi bu sefer sosyal medya çağına denk geldi. COVID-19 pandemisi ile birlikte. Bu durum, bilgi kirliliği ve aşı karşıtlığının zaten var olan sorunların, sosyal medya sayesinde çok daha kolay yayılmasına ve insanların çok daha kolay bu konular hakkında yanlış bilgilere sahip olmasına neden oldu. Daha kolay yayılması ve insanların önüne gelmesi, bilgi sahibi olmayan kişileri etkiledi. Komplo teorilerine inanma, hükümetlere güvenmeme gibi başka sebeplerle bu yanlış bilgiler ve aşı karşıtlığı yayıldı. SARS-CoV-2'nin hafife alınıp alınmadığına dair sorunuza gelince; bu durum tamamen ülkeden ülkeye değişiklik gösterdi. Bazı yerlerde gereğinden fazla hafife alındı, bazı yerlerde ise aşırı ciddiye alındı. Örneğin, şu anda Çin'e bakarsanız, orada sıfır COVID politikası uygulanıyor ve bu politika nedeniyle insanlar gereksiz yere kısıtlamalarla karşılaşıyor. Diğer taraftan, Amerika Birleşik Devletleri gibi yerlerde, özellikle politik sebeplerle pek çok kişi virüsü hafife aldı ve maalesef bu durum orada daha fazla ölüm ve hastaneye yatış vakalarına neden oldu.

COVID-19 pandemisini yaşadığımız dönemde ayrıca MERS-COV ve Ebola gibi virüslerin yanı sıra maymun çiçeği gibi virüsler gündeme geldi. Sizce insanlık geçmişte çiçek hastalığında olduğu gibi, günümüzde bir hastalığı eradike edebilir mi?

Semi Tareen: Bugüne kadar aşılar sayesinde tamamen yok edilen iki virüs var. Bunlardan biri, insanları etkilemese de hayvancılık açısından önemli bir tehdit olan sığır çiçeği virüsüdür. Diğeri ise insanlarda çiçek hastalığına neden olan virüstür. Bu virüsler, aşılar sayesinde tamamen yok edilmişlerdir ve Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere pek çok sağlık örgütü, bu başarıyı diğer virüslere de uygulayabilmek için iş birliği yapmaktadır. Bunun örnekleri arasında kızamık ve çocuk felci virüsleri bulunmaktadır. Teorik olarak, kızamık ve çocuk felci gibi virüslerin yok edilmesi mümkündür. Ancak, aşı karşıtlığı gibi faktörler nedeniyle yerel kızamık ve çocuk felci salgınlarıyla karşılaşmaya devam ediyoruz. Bu yüzden, bu virüsleri yok edebilmek ve salgınların önüne geçebilmek büyük önem taşımaktadır. Evet, bazı virüslerin yok edilmesi teoride mümkündür ve bu yönde çabalar devam etmektedir.

He Jiankui adlı bilim insanı, HIV taşıyıcı olan babanın bebeklerini AIDS’e karşı bağışıklık kazandırdığını iddia etmişti. HIV virüsü üzerinde çalışmış bir virolog olarak 2018 yılında CRISPR gen manipülasyonu ile HIV çalışmalarında bulunduğunu iddia eden He’nin çalışmalarının bilim etiği tartışmalarının yanı sıra çalışmanın olasılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Semih Tareen: Üçüncü sorunuz HIV ile ilgili ve bu konudaki yeni tedavi yöntemleri hakkında. HIV virüsünün, hastalığa yol açmadan tedavi edilebilme yöntemi bulunmaktadır. Bu, tam anlamıyla kökten bir çözüm değilse de, ilaçlar sayesinde HIV pozitif bireyler virüsün çoğalma hızını kontrol altında tutabiliyorlar. Bu durumda virüs, tespit edilemeyecek düzeyde kalıyor ve bulaştırıcı olmaktan çıkıyor. Böylece, ilaçlarını düzenli aldıkları sürece, bu insanlar normal bir yaşam sürebiliyorlar. Bu alanın asıl amacı, virüsü vücuttan tamamen eradike edebilecek kökten bir tedavi geliştirmektir, böylece ilaçlara olan bağımlılık sona erer ve HIV'den tamamen kurtulmuş bireyler olabilir. Gerçekten de, kök hücre nakli ile tamamen iyileşen bazı insanlar var. Bu köklü tedavi yöntemi, virüse bağlanamayan reseptörlere sahip bir donör bulmayı ve bu donörün kemik iliği ile yeni kan hücreleri elde etmeyi içerir. Bu yeni hücrelerde virüsün bağlanabileceği reseptörler bulunmaz. Bu tür tedaviler gerçekleştirilmekte ve bazı biyoteknoloji şirketleri, CRISPR gibi gen düzenleme tekniklerini kullanarak bu tedaviyi daha fazla insana ulaştırmanın yollarını araştırmaktadır. Maalesef, klinik çalışmalar henüz tam bir başarı sağlamış değil ama araştırmalar devam etmektedir. Umarız, önümüzdeki yıllarda bu alanda başarılı haberler alırız. Aynı zamanda, sorduğunuz bilim insanı hakkında; bu kişi bazı bebeklerde genetik değişiklikler yapmıştır. Ancak, yaptığı değişiklikler henüz yayınlanmadı ve bilim dünyası tarafından peer review sürecinden geçmediği için bu çalışmanın etkinliği hakkında net bir bilgiye sahip değiliz

Sizce günümüzde en kötü senaryoda bile bir virüsün, insan neslinin tükenmesi tehlikesiyle yüz yüze getirme olasılığı ne kadar mümkün?

Semih Tareen:

İnsanlık tarihi; topyekün, nükleer ve kimyasal savaşlar gibi bir tarihe sahipken, aslında biyolojik savaşlar ve biyoterörizm gibi kavramlar da mevcut. Siz, “sentetik viroloji” ile bir biyolojik savaş/terörizm gibi konular hakkında ne düşünüyorsunuz?

Son olarak takipçilerimizin büyük bir çoğunluğunu bilimle ilgilenen gençler oluşturuyor. Onlar için bir tavsiyeniz var mı?

Semih Tareen: